Yaşar Hacısalihoğlu: FETÖ’nün ülke arayışı listesinde Mısır da var

Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fethullah Gülen, Mısır’da Cumhurbaşkanı Sisi’ye yakınlığı ile bilenen TEN TV’ye mülakat vermiş, Batı ülkelerine çağrıda da bulunarak, Türkiye’ye baskı yapmalarını istemişti. Görüşmenin ardından açıklamada bulunan röportajı yapan sunucu El Dihi, terör örgütü elebaşı Gülen ile Amerikan istihbaratının himayesinde sıkı güvenlik tedbirleri arasında söyleşiyi gerçekleştirdiklerini açıklamıştı.

FETÖ ile yurtiçinde mücadele sürerken örgütün küresel ağının canlılığını koruduğunu söyleyen İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu, “Çünkü arkasındaki küresel efendileri desteklerini çekmiş değil. Bu buluşma oldukça anlamlı. Bu küresel ağın içerisinde olan aktörün bir araya geldiğini görüyoruz. İkisi de bu ağın kuklasıdır, ikisi de piyonudur. FETÖ hala bu diri olan küresel ağını bugüne kadar Türkiye’nin aleyhine ne kadar karanlık ilişkilere girmişse, seferber olduğunu da biliyoruz. Birçok ülkedeki hala sonlanmamış varlığını Türkiye aleyhine kullandığını biliyoruz. Dolayısıyla bu buluşmanın bir televizyon röportajı niteliğinin ötesinde, böyle bir ittifakın dışa vurumu olarak da görülebilir. Özellikle Amerika’da bu örgütün hamiliğini yapanların, onu hala destekleyenlerden habersiz olarak yapılmasının mümkün olmadığının altını çizmek isterim. Amerika’nın derin yapıları içerisinde FETÖ’nün kullanılan ağı sürüyor. Yani istihbarat birimleri, lobileri, birtakım kongre üyeleri çok açık bir şekilde ortada. Sisi de bu ağın içerisindedir. Onun temsilcisi, onun yönlendirmesi ile gerçekleşmiş olan bu buluşmanın bu yapıyla da korunduğunu söylemek gerekir” dedi.

“AMERİKA’DAKİ ÇELİŞKİDEN YARARLANIYORLAR”

“Hillary Clinton ile olan FETÖ ilişkisi, ABD Başkanı Donald Trump’ın karşısına konumlanışları o dönemden itibaren Trump’ta bir kanaat oluşturdu. Trump’ın da içeride bir yığın sorunları var. Kendisi başlı başına sorun üreten bir başkan kimliğini koruyor” diyerek sözlerine devam eden Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu, “Dolayısıyla o açıdan kendi kadroları, Amerika’nın müesses nizamı açısından çelişkiler de sürüyor. O çelişkiler ve çatışmalar içerisinde FETÖ’nün de bundan yararlanarak varlığını sürdürdüğünü biliyoruz” diye konuştu.

FETÖ’NÜN LİSTESİNDE MISIR DA VAR

FETÖ elebaşının küresel efendileri tarafından bir başka ülkeye transferini düşündüklerine ilişkin zaman zaman yorumların yapıldığını ve bunlar arasında Mısır’ın da olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hacısalihoğlu, “Bu da şaşırtıcı olmaz. Ama sonuç itibariyle nereye giderse gitsin bu küresel ağın köreltilmesi, bulunduğu her ülkede bir tehdit unsuru olarak algılanması gerekir” şeklinde konuştu.

Örgüt üyelerinin ABD’deki durumunu değerlendiren Prof. Dr. Hacısalihoğlu, “Sonuç itibariyle FETÖ elebaşısının Amerika’da olmadığı zaman oradaki örgüt üyeleri açısından alanın daralacağı anlamına gelir” yorumunda bulundu.

“ŞAŞIRTICI DEĞİL”

Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkilerin bu durumdan etkileneceğini söyleyen Prof. Dr. Hacısalihoğlu, “Darbeci anlayışın getirdiği yapı tamamen hak, hukuk, adaletin ötesinde Türkiye’nin aleyhine işlediğini görüyoruz. Dolayısıyla mevcut durumda ilişkilerin sağlıklı hale gelmediğini görüyoruz. Bunu Mısır’ı darbeyle, zorbalıkla ele geçirenler tarafından atılmış yeni bir şer hamlesi olarak görmek gerekir. Türkiye’nin Mısır halkı ile hiçbir sorunu yoktur. O açıdan bu içinde biriktirdiği tortuların, Türkiye’ye bakışın bir dışavurumudur. Şaşırtıcı da değildir. Başarısız olmuş bir darbeyi tezgahlayanın başarılı olmuş bir darbeciyle buluşması olarak görmek gerekiyor. Hakkın, hukukun, demokrasinin, millet iradelerinin, halkın sandıktan çıkan egemenliğine karşı duran iki aktörün buluşması olarak görmek gerekir” açıklamasını yaptı.

Yaşar İçen: Türkiye’yi Irak üzerinden okumak gerekiyor

İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nde ‘Uluslararası Siyasetten Türkiye Analizi’ başlıklı bir konferans veren Gazeteci Yazar Yaşar İçen, terör, Irak, İran, Suriye ve DAEŞ konularına değindi. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Hüdayi Sayın’ın moderatörlüğünde düzenlenen konferansta konuşan Yaşar İçen, Irak’ta yaşanan gelişmelerin yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi. Irak’ta 1 Ekim’den bu yana süren sokak eylemlerinin öngörülen bir durum olduğunun altını çizen Yaşar İçen “Kültürel ve siyasi anlamda Irak ve Türkiye’nin birbirine benzeşiyor. Bu nedenle Türkiye’yi ırak üzerinden okumak gerekiyor” dedi.

“IRAK’TA YAŞANANLAR ÖNGÖRÜLEN BİR DURUMDU”

Konuşmasında “Irak ciddi anlamda Türkiye’nin önüne alması gereken bir tablodur” diyen Yaşar İçen şöyle konuştu:

“Irak’ta 1 Ekim’den beri sokaklar kaynıyor. Bu, öngörülen bir durumdu. Öyle bir dış baskı var ki orada, yönetenler isteseler de bir şeyler yapamıyorlar. Irak’ta kontrolsüzlük var. Lütfen Türkiye üzerinde bir şeyler düşüneceğiniz ve konuşacağınız zaman yönünüzü Irak’a çevirin. Irak üzerinden Türkiye çok daha net okunabiliyor ve değeri daha fazla anlaşılabiliyor. Irak ciddi anlamda Türkiye’nin önüne alması gereken bir tablodur. Irak’a her gittiğimde bana kimi Iraklılar gelip Türkiye vatandaşı olmak için neler yapabileceklerini soruyor. Bazı kişilerin şikâyet ettiği ülkemizin vatandaşı olmak için can atan Iraklılar var. Dışarı çıktığınız zaman bu ülkenin ne kadar vazgeçilmez olduğunu daha iyi anlıyorsunuz.”

“EYLEMLER SIRADAN DEĞİL”

Kuzey Irak Kürt Bölgesinin referanduma gitme kararı bir ‘oyun’ olarak niteleyen İçen, “Türkiye referanduma gitmenin yanlışlığını yetkililere bildirdi. Bu tavır doğruydu. Ancak referandum yapıldı, Amerika bir tavır gösterdi ve Türkiye de köprüleri atarak ilişkileri askıya aldı. Bölge ile ilişkiler kesilince sonrasında İran da Irak’ın içine yerleşmeye başladı. İran strateji konusunda çok zeki bir ülkedir. Bu nedenle çok güçlü bir şekilde Irak’ın içine yerleşti. İran Irak’ın içine yerleşince ticaret de böylece İran’ın eline geçti ve Türkiye ile ticaret kesildi.  Bu nedenle Irak’taki Sokak eylemleri asla sıradan eylemler değildir” dedi.

“ANNELERİN SESİ ARTIK DAHA GÜR ÇIKIYOR”

Konuşmasında Diyarbakır’daki annelerin oturma eylemine de değinen Yaşar İçen, annelerin sessiz çığlığının artık daha cesur bir şekilde ses bulmaya başladığını kaydetti. Evlatları terör örgütü tarafından kaçırılan ailelerin çeşitli nedenlerle daha önce sesini yükseltemediğini ifade eden İçen, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bir ayı aşkın bir süredir Diyarbakır’da anneler evlatları için oturuyorlar. Annelerin yıllar süren sessiz çığlığı ortaya çıktı. Bu durum yıllardır var. Vatandaş sesini çıkaramıyordu. Çünkü tek kelime konuştuğunda diğer çocuğunu da dağa götürmeleri riski vardı. Korkunç baskılar vardı. Bir noktadan sonra birlikte sesler yükseldikçe etkili olmaya başladı. Bir annenin oturmasıyla arkası geldi. İçlerinde olduğumuz için bu annelerin yıllardır içlerindeki acıyı biliyoruz. Benim ailemin de kendi bölgesinden çıkış sebebi de buydu. Ailem ve yakınlarım terörden mağdur oldu. Ailemden kimileri cezaevine girdi, kimi öldürüldü, kimileri de yurtdışına kaçtı. Türkiye üç nesli, oynanan oyunlara feda etmek zorunda kaldı.”

“TÜRKİYE DIŞ POLİTİKADA VİZYON GELİŞTİRMEYE BAŞLADI”

Konuşmasında Türkiye’nin dış politikada artık bir vizyon geliştirmeye başladığına işaret eden Yaşar İçen “Görüneni değil, görünenin arkasındakini okumamız gerekiyor. Her zaman kendi fikriniz olmalı. Bu nedenle önce ülke içindeki bütünlüğü sağlamamız gerekiyor” diye konuştu. Konferansın ardından İstanbul yeni Yüzyıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu tarafından Yaşar İçen’e plaket takdim edildi.  

Bağcılar Tekerlekli Sandalye Takımı ilk galibiyetini aldı

2019-2020 Tekerlekli Sandalye Basketbol Şehit İlyas Kaya Sezonu Süper Ligi’nin üçüncü haftasında Bağcılar Belediyesi Tekerlekli Sandalye Basketbol takımı, Ceylanpınar Belediyesi Engelliler Basketbol takımıyla karşılaştı.

Göztepe Spor Kompleksi’ndeki maça sporseverler büyük ilgi gösterdi. Zorlu geçen mücadelede takım koçu Emrah Elban’ın yönlendirmeleri doğrultusunda maça sarılan mavi-beyazlılar mücadeleyi 68-44 kazandı. Ceylanpınar Belediyesi’ni 24 farkla yenen Bağcılar Belediyesi, bu skorla sezonun ilk galibiyetini de almış oldu.

ÇAĞIRICI: SPORCULARIMIZ ÇOK GÜZEL BİR OYUN SERGİLEDİ

Sporcuları tebrik eden Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı, “Ligde beklediğimiz puanı üçüncü haftada aldık. Sporcularımız çok güzel bir oyun sergiledi. Hepsiyle gurur duyuyorum. Bundan sonraki maçlarda da başarılar diliyorum” dedi.

“Futbolda toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanmalı”

İstanbul Bilgi Üniversitesi Spor Yöneticiliği Bölümü, BİLGİ Gender Çalışma Grubu ve Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği, futbolda ayrımcılığa karşı çalışmalar yapan uluslararası FARE Network desteğiyle ‘Kapsayıcı Futbolu Düşlemek’ etkinliğini düzenledi. Şiddetsizlik Merkezi ve BoMoVu (Sosyal Güçlendirme için Spor ve Beden Hareketi) katkısı ile düzenlenen atölyelerde, futbolu sadece profesyonellerin ve erkeklerin yer aldığı bir alan olarak tanımanın ötesine geçmenin yolları tartışıldı. Etkinliğin açılış konuşmalarında BİLGİ Spor Bilimleri ve Teknolojisi Yüksek Okulu Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi İlknur Hacısoftaoğlu, farklı bileşenleri bir araya getirerek çözüm arama amacı güttüklerini belirtti.

“İMKÂNLAR EŞİT OLMALI”

Sporun birleştirici gücünün doğru anlaşılıp, aktarılarak engelleri kaldırmak için kullanılabileceğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Hacısoftaoğlu, “Bu sebeple aynı alanda emek veren tüm paydaşları bir araya getirme ihtiyacı hissettik. Futbol, dünyanın dört bir yanında kitleleri peşinden sürükleyen ve birleştiren bir spor dalı. Bu kimliğe sahip bir spor dalının ayrımcılığa, ötekileştirmeye, dışlamaya sahne olması kabul edilemez. Futbolda toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve kadın futbol kulüplerinin; lgbti kulüp ve futbol takımlarının eşit imkanlara sahip olması gerekiyor” dedi.

BİLGİ Gender Çalışma Grubu’ndan Dr. Öğr. Üyesi Yağmur Nuhrat ise toplumsal cinsiyet alanında çalışan tüm bileşenleri kapsayıcı futbol alanında birlikte düşünmeye ve çalışmaya davet etti. Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nden Hilal Esmer, tüm farklılıklara rağmen futbolu sevenler ve oynayanlar olarak bir araya gelmenin önemine vurgu yaparak özgür bir futbolun hayalini kurduklarını belirtti. Esmer, “Futbol herkes içindir” dedi.

FUTBOLA DAİR DENEYİMLER

Etkinlikte kadın futbol kulüp ve takımlarından, lgbt+i / queer futbol kulüp ve takımlarından, akademiden, sivil toplum kuruluşlarından, spor medyasından, futbolda kapsayıcılık alanında düşünen ve çalışan temsilcilerden çok sayıda katılımcı yer aldı.  Şiddetsizlik Merkezi ve BoMoVu katkısıyla düzenlenen atölyelerde katılımcılar futbola dair deneyimlerini paylaştı, karşılaştıkları güçlükleri aktardı ve futbolun güçlendirici alanlarına da vurgu yaptı. Sorunlara ilişkin çözüm önerilerini ele alan katılımcılar, medyada toplumsal cinsiyet eşitliği, kapsayıcı futbol alanında örgütlenme ve dayanışmanın nasıl kurulacağı, çocukların futbola katılımında toplumsal cinsiyet eşitliğinin nasıl sağlanabileceği ve dilin bu alanda toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı bir şekilde nasıl dönüştürülmesi gerektiğini tartıştı.

ALGI DEĞİŞİMİ ÖNEMLİ 

Katılımcılar grup çalışmalarında eşitlikçi ve kapsayıcı bir futbolun, herkesin spor yapma hakkından yararlanacağı bir alan yaratmada önemli yollardan biri olduğunu vurguladı. Futboldaki eşitsizlik sorununu çözebilecek kilit noktaların devlet ve sivil toplum destekli eğitim programları olduğunu belirten katılımcılar, cinsiyetçi kalıp yargıların üretilmesi ve pekiştirilmesi sürecinin son bulması gerektiğine değindi. Katılımcılar, aile ve akran gruplarının bilinçlendirilmesi, eğitim müfredatlarının gözden geçirilmesi ve kitle iletişim araçlarında toplumsal cinsiyet eşitliğinin gözetilmesinin değişimi yaratmadaki önemini vurguladı.

 

FOTOĞRAFLI

Dr. Alihan Limoncuoğlu: PKK mutlaka bitirilmeli

Türkiye’nin güvenli bölge oluşturmak amacıyla Fırat’ın doğusuna yönelik Barış Pınarı Harekâtı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Twitter’dan yaptığı ‘Türk Silahlı Kuvvetleri’miz Suriye Milli Ordusu’yla Suriye’nin kuzeyinde PKK/YPG ve DEAŞ terör örgütlerine karşı Barış Pınarı Harekâtı’nı başlatmıştır’ açıklamasıyla geçtiğimiz gün başladı.

İstanbul Gelişim Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Alihan Limoncuoğlu, üç gündür devam eden harekatı değerlendirdi. YPG-PKK terör örgütünün bölgede faaliyetlerini iyice artırdığını o yüzden de operasyonun kaçınılmaz olduğunu belirten Dr. Limoncuoğlu, “Türkiye bu operasyonu yapmadan önce diplomatik her yolu denedi. Çok bilinmeyenli bir denklem olan Suriye’de böyle bir operasyon yapmak gerçekten zor. Türk askeri bölgede destan yazacaktır, başarıyla tamamlayacağımıza inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin Suriye’de kalıcı olmadığını amacının terör unsurlarını yok etmek olduğunu vurgulayan Dr. Limoncuoğlu, “Türkiye’nin hemen yanında terör devleti kurulmasına izin veremezdik. Türk askeri, sivil kayıpların önüne geçmek için azami özen gösterecektir. Barış Pınarı Harekâtı güvenli bölgenin kurulmasını kolaylaştıracaktır. Terörden temizlenmesiyle oluşturulan güvenli bölgeye de Türkiye’deki Suriyelilerin bir kısmı yerleştirilecektir” diye konuştu.

“TRUMP DENGELERİ GÖZETMEK ZORUNDA”

ABD Başkanı Donald Trump’ın çok tutarsız davrandığını söyleyen Dr. Limoncuoğlu, “Trump’ın attığı twitler iç siyasete yönelik. İç ve dış dengeleri gözetmek zorunda. Amerikan vatandaşları Suriye’de olan bitenden tam olarak haberdar değil diye düşünüyorum. Böyle olunca da Türkiye aleyhine bir tutum içerisindeler. Türk milletinin tam desteği oradadır. Hukuki ve siyasi olarak milletle ve orduyla birlik olduk. Çok önemli bir harekâttır. Kahraman TSK’yı ve onların komutanlarını ve askerlerini Allah muzaffer kılsın” dedi.

 

 

Kategoriler
Haber

Emine Bulut’un kızına İAÜ’den destek

Geçtiğimiz günlerde boşandığı eşi tarafından bıçaklanarak öldürülen Emine Bulut’un geride bıraktığı kızı F. B. B.’ye  bir destek de İAÜ’den geldi. Üniversitenin Mütevelli Heyeti Başkanı Doç. Dr. Mustafa Aydın,  Emine Bulut’un, 10 yaşındaki talihsiz kızı F.B.B.’nin tüm eğitim masraflarını karşılamanın yanında, yaşamı boyunca ihtiyaç duyacağı sosyal ve psikolojik desteği de sunmaya hazır olduklarını açıkladı. Doç. Dr. Aydın, “İAÜ olarak, bunun dışındaki her türlü yardım için de Milli Eğitim Bakanlığı’nın talimatlarını bekliyoruz” dedi.

“MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NIN EMRİNDEYİZ”

Kadın cinayetlerinin son yıllarda inanılmaz bir artış gösterdiğine dikkat çeken İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Doç. Dr. Mustafa Aydın,

“Üniversiteler olarak bizlere bu konuda, bu olayların arka planını araştırmak ve tekrarlanmaması için çözüm önerileri geliştirmenin yanında, yitip giden talihsiz kızlarımızın ve kadınlarımızın geride bıraktıkları canlara sahip çıkmak gibi bir görevi olduğunu düşünüyorum. Emine Bulut olayı, bu konuda bardağı taşıran son damla olmuştur. Biz de İstanbul Aydın Üniversitesi ve Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı, yani AKEV olarak, eski eşi tarafından hunharca katledilen merhume Emine Bulut kardeşimizin talihsiz kızı F.B.B. için, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile birlikte elimizden ne geliyorsa yapacağız. Bu amaçla talihsiz kızımızın ilkokuldan üniversiteye tüm eğitim masraflarını karşılamaya hazırız. Bunun dışındaki her türlü yardım için de Bakanlığımızın emrindeyiz” dedi.

“PSİKOLOJİK DESTEĞE DE VARIZ”

Aydın ayrıca, “Bu tip talihsiz olaylar sonrasında mağdura maddi destek vermenin yanında, manevi yönden yanında olmak da çok büyük önem taşıyor. Talihsiz yavrumuzun annesi, gözleri önünde vahşice katledildi. Bu talihsiz yavrumuz, yaşadığı travmanın izlerini belki ömür boyunca üzerinde taşıyacak. İstanbul Aydın Üniversitesi ve AKEV olarak bizler, F.B.B. kızımızın, bu acılı ve zorlu süreci manen en az hasarla atlatabilmesi için verilmesi gereken, sosyal ve psikolojik destek namına yapılacak her türlü çalışmanın da yanında olmayı bir görev biliyoruz” ifadelerini kullandı.

Kategoriler
Haber

Prof. Dr. Caşın: ABD, Suudi Arabistan’ı koruyamadı

Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı, tesislere saldırı ardından büyük çaplı bir yangının çıktığını; Abqaiq ve Khurais petrol yerleşkelerinden yükselen alevlerin, sabahın erken saatlerinde kontrol altına alındığını duyurmuştu.

Suudi Haber Ajansı SPA, Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı Sözcüsünün, 2 petrol tesisinin, ‘silahlı insansız hava araçları’ (SİHA) tarafından hedef alındığını açıkladığını duyurmuştu. Saldırıyı, Yemen’deki Husi milisleri üstlenmişti ama ABD, saldırılardan İran’ı sorumlu tutuyor.

HUSİ ASKERİ SÖZCÜSÜ: SALDIRILAR NORMAL VE JET MOTORLU DRONE’LARLA GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Husi Askeri Sözcüsü Yahya Sarea, Twitter hesabından paylaştığı mesajında, tesislerin hâlâ hedeflerinde olduğunu ve her an tekrar saldırabileceklerini; ülkenin doğusundaki tesislere yapılan saldırıların normal ve jet motorlu drone’larla gerçekleştirildiğini ifade etti.

“10 İHA KULLANILDI”

Lübnan merkezli Al-Masirah televizyonuna konuşan Husi sözcüsü Sarea, saldırılarda 10 silahlı insansız hava aracının kullanıldığını söyledi.

NY TIMES: SALDIRI İÇERİDEN DE YAPILMIŞ OLABİLİR

New York Times gazetesi, Birleşmiş Milletler müfettişlerinin, Husilerin bin 500 kilometre menzilli İHA’lara sahip olduğunu ve Suudi Arabistan topraklarında yapılan saldırının, Yemen’deki Husi kontrolündeki bir bölgeden gerçekleşmiş olabileceğini söylediğini belirtti. Ancak, bu saldırının Irak ya da Suudi Arabistan içerisinden de yapılmış olabileceğine değinildi.

POMPEO: SALDIRILARIN YEMEN’DEN GELDİĞİNE DAİR HİÇBİR DELİL YOK

Twitter hesabı üzerinden açıklama yapan ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, “Tüm tansiyonu azaltma çağrıları arasında, İran, şimdi dünyanın enerji arzına eşi görülmemiş bir saldırı başlattı. Saldırıların Yemen’den geldiğine dair bir kanıt yok” ifadelerini kullandı.

TRUMP: SUUDİ ARABİSTAN’DAN DOĞRULAMA BEKLİYORUZ

Suudi Arabistan’ın petrol şirketi Saudi Aramco’ya ait 2 tesise silahlı insansız hava aracıyla (SİHA) saldırı düzenlenmesine ilişkin ABD Başkanı Donald Trump, “Saldırının ardındakileri biliyoruz, Suudi Arabistan’dan doğrulama bekliyoruz” dedi.

Trump, Twitter üzerinden yaptığı açıklamasında, “Suudi Arabistan petrol şirketine saldırı düzenlendi. Bunu saldırının ardındakileri bildiğimize inanmamız için nedenlerimiz var. Hazırız ve Suudi Arabistan’dan saldırının ardında kim olduğunu doğrulamalarını bekliyoruz. Buna göre ne doğrultuda hareket etmemiz gerektiğine karar vereceğiz” İfadelerini kullandı.

TRUMP: İRAN’IN SALDIRIYLA İLGİSİ OLUP OLMADIĞINI GÖRECEĞİZ

ABD Başkanı Donald Trump, Suudi Arabistan’a düzenlenen drone saldırısıyla ilgili sosyal medya hesabından bir açıklama yayınladı. Trump, “İran’ın gerçekte kendi hava sahalarında olmadığı halde, insansız hava aracını düşürdüğünü söylediğini iyi hatırlayın. Çok büyük bir yalan olduğunu bilerek bu hikayeye sıkı sıkıya bağlı kaldılar. Şimdi Suudi Arabistan’a yapılan saldırıyla ilgileri olmadığını söylüyorlar. Bunu göreceğiz?” diye paylaştı.

İRAN: İDDİALAR KABUL EDİLEMEZ

Suudi Arabistan’daki petrol tesislerine düzenlenen saldırıyla ilgili İran’ı suçlayan ABD’li yetkililere tepki gösteren İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Seyyid Abbas Musevi, bu iddiaların mesnetsiz ve kabul edilmez olduğunu vurgulayarak, “Bunlar İran karşıtı ‘maksimum yalan’ politikası doğrultusunda öne sürülen iddialardır” dedi.

RUHANİ: YEMEN HALKI, MEŞRU MÜDAFA HAKKINI KULLANIYOR

Ankara’da düzenlenen Üçlü Zirve sonrası düzenlenen ortak basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlayan İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Saudi Aramco’ya düzenlenen saldırılarla ilgili soruya, “Yemen halkı, kendisine saldıranlara karşı meşru müdafaa hakkını kullanıyor. Bu olaylar, Yemen’e yönelik saldırıların bir sonucudur” cevabını verdi.

SUUDİ ARABİSTAN, 2 GÜN SONRA DUYURDU: İRAN SİLAHLARININ KULLANILDIĞINA DAİR KANIT VAR

Suudi Arabistan, olaydan bu yana saldırıyı ‘terörist bir saldırı’ olarak nitelemiş ancak bunu düzenleyenlere dair bir açıklamada bulunmamıştı. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, dün yaptığı açıklamada, Aramco tesislerine yapılan son saldırıda İran silahlarının kullanıldığına dair kanıtların bulunduğunu ve ön soruşturmalar sonrasında saldırıların kaynağının belirlenmesi için çalışmaların sürdüğünü duyurdu. Bakanlık, Suudi Arabistan’ın, küresel barışı ve güvenliği tehdit eden bu ağır saldırıyı kınadığını duyurdu.

PROF. DR. MESUT HAKKI CAŞIN SALDIRILARI DEĞERLENDİRDİ

Suudi Arabistan’ın petrol tesislerine yapılan saldırıyı ve sonrasında yaşananları değerlendiren Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, “ABD, Suudi Arabistan’ı koruyamadı, istihbarat zafiyeti var” dedi.

PROF. DR. CAŞIN: SUUDİ ARABİSTAN’A EKONOMİK AÇIDAN ZARAR VERMEK İSTİYORLAR

Saldırıdaki asıl amacın ekonomik nedenlere dayandığını söyleyen Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, “Suudi Arabistan’a ekonomik açıdan zarar vermek için, bunu Husi milislerinin yaptıklarını düşünüyorum. Zamanlamaları dikkat çekici, Aramco şirketi hisselerini satacaktı, Suudi Arabistan’ın ekonomisi iyi durumda değil. Böyle bir zamanda Aramco’nun hisseleri düşecek. Suudi Arabistan, petrol üretimini kısmi olarak durdurabilir” diye konuştu.

“İRAN’IN YAPTIĞINI İSPAT ETMEK GEREKİYOR”

Asimetrik saldırı taktiğinin uygulandığını dile getiren Prof. Dr. Caşın, saldırının dünya petrol arzına karşı yapıldığını ve bölgenin kritik olduğunu aktardı. Trump’ın doğrudan İran’ı suçladığını hatırlatan Prof. Dr. Caşın, ABD başkanının bunu ispatlaması gerektiğinin altını çizdi.

“ABD’DEN ALINAN İLERİ FÜZE SAVUNMA SİSTEMLERİ SALDIRIYI NEDEN GÖRÜP, VURAMADI?”

Saldırının eş zamanlı ve uzak mesafeden yapıldığını söyleyen Prof. Dr. Caşın, “Radar izleri henüz gösterilmedi. Buradaki asıl soru Suudi Arabistan’ın ABD’den aldığı ileri füze savunma sistemleri saldırıyı neden görüp, vuramadı? Bence burada ABD’nin savaş sanayinde de soru işaretleri oluştu. Suudi Arabistan ABD’nin savaş uçaklarını kullanarak her gün Yemen’i bombalıyor. O kadar radar sistemleri var, bin kilometre mesafeden gelip Suudi Arabistan’ı vurdular. Elimizde, nasıl fark etmediklerine dair bir bilgi yok. Bu yöntem asimetrik saldırı taktiğidir. Eş zamanlı uzak mesafeden yapıldı. Husiler henüz bir devlet değil ve terör örgütü olarak kabul ediliyor. Devlet olmayan bir örgütün bu kadar zarar vermesi büyük bir meseledir” ifadelerini kullandı.

“BAŞKA BİR DEVLET DE YAPMIŞ OLABİLİR”

İran’a yaptırım olacağını belirten Prof. Dr. Caşın, “Husiler saldırıyı üstlendi ama başka bir devlet de yapmış olabilir. Acaba Suudi Arabistan ile İran arasında savaş çıkartmak isteyen bir güç mü var. İran’a yaptırım olacağını düşünüyorum. Ekonomik yaptırımlar hali hazırda zaten devam ediyor. ABD’de yaklaşan seçim var. Trump, AB, Çin ve Japonya’nın baskısıyla İran ile el sıkışmak istiyor. Bu saldırı aslında Trump’ın Orta Doğu politikasının başarısız olduğunu, körfez ittifakını koruyamadığını gösteriyor” dedi.

 “SALDIRI DİĞER TERÖR ÖRGÜTLERİ İÇİN DE KOZDUR”

Suudi Arabistan’ın saldırıdan endişe duyduğunu aktaran Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, ülkede pek çok petrol tesisi olduğunu hatırlattı. Prof. Dr. Caşın, “Bu tesisler bombalanmaya devam ederse ki Husiler yaptıkları açıklamada tekrar saldırı yapabileceklerini söyledi. Petrol fiyatları yükselebilir. Bu durum Türkiye’nin aleyhine olur. Petrol fiyatlarındaki artış Rusya’nın işine gelir çünkü onlar da üretiyor. Saldırı diğer terör örgütleri için de kozdur. Kritik yerlere İHA veya modern silahlarla saldırıda bulunabilir. Saldırı, enerji güvenliği açısından ciddi krizdir, artçı dalgaları mutlaka olacaktır” ifadelerini kullandı.

“SUUDİ ARABİSTAN İSTİHBARATININ ZAFİYETİ VAR”

Saldırıda kullanılan füzeye ilişkin net bir bilgi olmadığının altını çizen Prof. Dr. Caşın, “Bin kilometre uzun bir menzil ama yanıltmak için daha yakın mesafeden atılmış olabilir. Radar izlerinin olması gerekiyor. Bölgede yaptığı tahribatının resimleri de olmalıdır. Husilerin zamanlaması ve istihbaratının iyi olduğunu görüyoruz. Suudi Arabistan istihbaratının zafiyeti olduğunu görüyoruz. Hava savunma sistemlerinin zafiyeti var ve ABD onları koruyamadı. Bu durum Suudi Arabistan ile ABD arasındaki ilişkileri kesintiye uğratacaktır. ABD silah şirketlerinin güvenilmez olduğu ortaya çıktı çünkü petrol tesisleri vuruldu. ABD’nin Orta Doğu’daki liderlik misyonunda ciddi bir erozyon var.  Saldırının füzeyle yapıldığı kesin ama menzili ve diğer özellikleri bilinmiyor. Bu bilgilerin Suudi Arabistan ve ABD’de olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

HUSİLER NE İSTİYOR?

İran devletinin Husilere hem silah hem de para yardımı yaptığını söyleyen Prof. Dr. Caşın, “Husiler bağımsızlık istiyor. Husilerin uçakları yok. Suudi Arabistan, F-15 ve F-16’lar gibi savaş uçaklarına sahip ama saldırıda büyük zarar aldı. Daha fazla zarar verebilirdi, atılan füzelerin çok iyi olduğu söylenemez. Suudi Arabistan’ın Yemen’i vuracağını düşünüyorum. ABD’de Yemen’i vurabilir” dedi.

Milli basketbolcu Latife Selin Şahin İtalya’ya transfer oldu

 

26 yaşındaki Latife Selin Şahin, 3 yaşındayken geçirdiği trafik kazasında omurilik felci oldu. Başakşehir’de yaşayan ve İstanbul Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Spor Yöneticiliği Bölümü’nde eğitimine devam eden Şahin, parkede bir ilke imza atarak İtalya’nın Reggio Calabria Kulübü’ne transfer oldu. Avrupa’ya transfer olan ilk engelli kadın basketbolcu olarak tarihe geçen Latife Selin Şahin’in hayatı, Başakşehir Belediyesi’nin düzenlediği bir konserle değişti. Konserde Beşiktaş Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı ile tanışan Şahin, spora başlama serüvenine yönelik şunları söyledi:

“Konser sonrası Beşiktaş’ın genel menajeri Erdem Göksel ile tanıştım. Beni maçlarına davet etti. Galatasaray’la yaptıkları maçı izlemeye gittim ve çok etkilendim. Keyifliydi, çok heyecanlıydı. O maçtan sonra spora başlama kararı aldım ve Beşiktaş Spor Kulübü Tekerlekli Sandalye Takımı’nda basketbola başladım.”

“SPOR, ENGELLİLER İÇİN DIŞARIDAN GÖRÜNDÜĞÜ KADAR ZOR DEĞİL”

Çoğu engelli bireyin spora başlamaktan çekindiğini ifade eden Şahin, “Bazı engelli bireylerde ‘acaba yapabilir miyim, acaba tek başıma gidebilir miyim?’ korkusu oluyor. Bence yapmalılar çünkü spor engelliler için dışarıdan göründüğü kadar zor değil ve çok keyifli. İnsanın kendi ayakları üstünde durabilmesi çok büyük bir özgürlük. Ben bu hazzı yaşadım, herkese öneriyorum” diye konuştu.

BAŞKAN KARTOĞLU’NDAN BAŞARI DİLEĞİ

İtalya’ya yerleşmeden önce Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu’nu ziyaret eden Şahin, Başkan Kartoğlu’na Milli Takım’da giydiği formasını hediye etti. Başkan Kartoğlu da, hem Başakşehir’i hem de Türkiye’yi yurt dışında temsil edecek Latife Selin Şahin’e İtalya’daki kariyerinde başarılar diledi.

Dr. Louay Safi: İslam halkı artık demokratik devlet istiyor

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi (İZÜ) bünyesinde faaliyet gösteren İslam ve Küresel İlişkiler Merkezi (CIGA), 13-15 Ekim tarihleri arasında Uluslararası İslam Dünyası Konferansı’na ev sahipliği yapıyor. Bugün başlayan konferansta uzmanların öncelikli konusu ise Müslümanların çoğunlukta olduğu (Mısır, Pakistan, Cezayir, Sudan, Türkiye, Endonezya) ülkelerdeki güncel problemler.

İSTİKRARSIZLIK VE ÇATIŞMALAR BİTMİYOR

Üniversite olarak İslam dünyasının karşılaştığı sorunlarla ilgilenmeyi önemsediklerini belirten İZÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nasuh Uslu, “İslam ve Küresel İlişkiler Merkezi, her sene temel konularda en az 2 konferans düzenliyor. Bugünkü konferansımız da İslam ümmetinin sorunlarıyla alakalı. Konferansın konusu İslam dünyası açısından çok önemli. Sivil – asker ilişkileri, Müslüman ülkelerin çoğunda insan hayatını etkileyen önemli bir konu. Arap Baharı’ndan sonra İslam dünyasında bir iyileşme beklenirken ortaya çıkan siyasal ve askeri istikrarsızlıklar, çatışmalar mutlaka ele alınmalı. Sorunların niye ortaya çıktığını, Arap Baharı’nın neden istenilen noktaya götürülemediği tartışılmalı. Çünkü İslam dünyası bunların tam aksine istikrarsızlık ve çatışmalarla karşılaştı. Bu konuların bütün sivil toplum kuruluşları ve araştırmacılar tarafından ciddi bir şekilde ele alınması gerekiyor. Biz de bu çerçevede elimizden gelen katkıyı sağlamaya çalışıyoruz” dedi.

HALK BU DÜZENİN DEVAM ETMESİNİ İSTEMİYOR

İlk günkü konuşmacılardan biri olan Hamad Bin Khalifa Üniversitesi’nden Dr. Louay Safi ise bu ülkelerin en büyük sorunlarından birinin otokrasi olduğunu belirtti. “Bugün o coğrafyada yaşayan halklar, demokratik bir devlet istiyor” diyen Dr. Safi, “Devletin ülkeyi, halkın istediği şekilde yönetmesini, halka destek olmasını bekliyorlar. Çünkü otokratik ve baskıcı hükümetler tarafından yönetilmeleri bu İslam ülkelerinin en büyük sorunlarından biri. Dolayısıyla toplumun bu durumdan kurtulması için de Arap Baharı gibi meseleler yaşanıyor. Halk sokağa dökülüyor çünkü bu düzenin aynı şekilde devam etmesini istemiyor. Ama ben halkın galip geleceğini ve kaderlerini yeniden yönlendireceklerini düşünüyorum” ifadelerini kullandı. 

Bu noktada ise sivil toplumları ve enstitüleri geliştirme, daha kurumsal bir devlet yaratma konusunda büyük bir mücadele verildiğini kaydeden Dr. Safi, “İnsanların organize olmaya ihtiyacı var. Sadece partiler etrafında toplanmak zorunda değiller. Ve insanların farkındalığı her geçen gün artıyor. Türkiye ve Malezya da bu noktada Müslüman ülkelere karşı iyi bir rol model oluyor” diye konuştu.

Prof. Dr. Han: Türkiye harekât öncesinden daha iyi bir zeminde

Altınbaş Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Kasım Han, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Suriye’nin kuzeyinde yürüttüğü Barış Pınarı Harekâtı’na ara verilmesine ilişkin Türkiye ile ABD arasında varılan mutabakatı ve bundan sonrasına ilişkin olası gelişmeleri değerlendirdi. Mutabakata büyük ölçüde uyulacağına inandığını belirten Prof. Dr. Han, “Eksik kalan kısımlar olursa bunların da yolda karşılıklı istişareler yoluyla çözüleceğini düşünüyorum” dedi.

‘ERDOĞAN-TRUMP GÖRÜŞMESİ SONRASI UZLAŞMA OLACAKTIR’

13 Kasım’da yapılacak Erdoğan-Trump görüşmesine kadar Barış Pınarı Harekâtı’nın yürütüldüğü coğrafyada, varılan anlaşma etrafında kabul edilebilir ölçekte gelişmeler yaşanabileceğini ifade eden Prof. Dr. Han, “Büyük bir problem olacağını sanmıyorum. İki lider yan yana gelip birbirleriyle yüz yüze görüştükten sonra meselenin ahvali konusunda geniş uzlaşmaya doğru gidilecektir diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

‘BARIŞ PINARI HAREKÂTI BÜYÜK BİR ADIM’

Türkiye açısından Suriye ile ilgili sorunların uzun yılların birikimi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Han, “Tek ve büyük bir fırça darbesiyle çözülecek ve her şey yerli yerine oturacak diye bir beklenti içine girmek gerçekçi değil. Türkiye adım adım yürümek zorunda. Ve bu Barış Pınarı Harekâtı da büyük bir adım” diye konuştu.  

‘TÜRKİYE HAREKÂT ÖNCESİNE GÖRE DAHA İYİ BİR NOKTADA’

Bölgedeki diğer aktörlerin kendi aralarında ne pazarlıkları yaptığı, bu pazarlıkların varlığından yokluğundan ari olarak şu anda Türkiye’yi ilgilendirse de durumu değiştirmeyeceğini ifade eden Prof. Dr. Han, “Diğer aktörlerin kendi aralarındaki pazarlıklarının neticelerinin ne olduğu, Türkiye açısından önümüzdeki dönemde atılacak başka adımlarla yönetilebilirdir. O noktada eğer böyle pazarlıklar varsa bunların sonuçlarının yönetilmesi açısından Türkiye bugün Barış Pınarı Harekâtı’nın başladığı noktaya göre daha iyi bir zemindedir. Dolayısıyla iyimser olmak için her türlü neden var” dedi. 

‘İHTİYAT ELDEN BIRAKILMAMALI’

Tüm iyimserliğe rağmen gelinen noktada ihtiyatlı olmak için de çok sayıda neden bulunduğunun altını çizen Prof. Dr. Han, sözlerini şöyle tamamladı:

“Türkiye’nin burada bir çok muhatabı var. Onların kendi aralarında varabilecekleri anlaşmalara ya da ortaya çıkabilecek anlaşmazlıklara doğrudan Türkiye’nin gündemini ilgilendiren sonuçlar doğuracakları için dikkatle ve ihtiyatla yaklaşmak gerekir. Yine verilen sözlerin tutulması veya tutulmaması önemli bir kriterdir. Buna da dikkatle ihtiyatla yaklaşmak gerekir. Örneğin Rusya ve ABD arasında diğer aktörlerden bağımsız olarak varılacak bir anlaşmanın içeriği, potansiyel olarak bütün sahayı ve Suriye’nin geleceğini dönüştürebilir. Böyle bir anlaşmanın tüm unsurlarıyla birlikte Türkiye’nin lehine olacağını önceden garanti edilmiş bir sonuç olarak varsayamayız. Bu ve benzeri noktalar açısından ihtiyatlı olmak gerekir.”

(FOTOĞRAFLI)